11 Mart 2010 Perşembe

Behlül Kaçınca



Ayrılık sonrası sendromu adet öncesi sendromundan çok daha sancılı geçer. Hayatın gösterip de vermediği, cehennem ızdırabını erkenden tattırdığı bu zamanları mümkün olan en rahat şekilde atlatmak hepimizin dileği.

Zamanında olan olmuş, isteyerek ya da istemeyerek bir Behlül sokmuşsun hayatına. Aşk ateşi denen şeyin iki odunluk aleviyle kömür olmaya kalkmışsın. Bu sırada kim bilir kaç kaytan bıyıklı tulumbacıyı kaçırdın belli değil..

İyi ya da kötü bir gün bittiğinde, bir de bakmışsın sahip olduğunu sandığın her şey Behlül'ünle birlikte kaçıp gitmiş. Çünkü dedik ya, Behlül bu, mütemadiyen kaçar. Hazırlıksız yakalandıysan eğer, aşağıdaki tavsiyelere bir göz gezdir;

İlk Dalga; henüz bir şey anlamadın. Hatta belki de hala ekmek almaya çıkan Behlül'ün bakkaldan dönmesini bekliyorsun; bekleme! 2. dalganın ağır şokuna hazırla kendini. Sınırsız internetin sınırlarını zorlayıp ne kadar sikko aşk filmi (Notebook) varsa hepsini indir. Canının çektiği ne kadar abur cubur varsa stokla (cips, kola, çikolata), sigarayı bırakma kararını ikinci bir emre kadar iptal et ve en dandik, ucuz aşk romanlarını (Hande Altaylı) baş ucunda bulundur.

2. Dalga; yavaş yavaş değil, aniden vuracak. Bir sabah uyanacaksın ve sonraki sabahlara da yalnız uyanacağın gerçeğini kavrayacaksın. İşte o sabahların ilki, aslında en zoru. O sabah patlayana kadar ağla, işinden okulundan izin al, randevularını (görüşecek kimsen kaldıysa eğer) iptal et. O boş yatakta, götün donarak yatacaksın bütün gün. Gözlerin ufak çizgiler haline gelene kadar ağlayacaksın, en acıklı aşk şarkılarını açıp, hıçkırıklardan sarsılarak eşlik edeceksin. Telefonunu ulaşamayacağın yerlerde tut. Defalarca Behlül'ü aramak isteyeceksin. O istek geldiğinde eğer arasan bu günün hiç bitmeyeceğini düşün. Anneni ara, ablanı ara, kız arkadaşını ara. Konuşabildiğin kadar konuş, ağlayabildiğin kadar ağla.

2. Dalga zorlu ve uzun bir süreçtir. İlk sabahın ardından acı hafiflemese de bünye alışır, ciğelerdeki geçmeyen sızı olarak içine yerleşir. Sonsuza kadar seninle yaşayacağını düşünürsün iman tahtanın üstüne oturan 5 yaşındaki çocuk ağırlığındaki aşk acısının. Taşımak zor gelir ama çıkartıp atmanın bir yolu yoktur. O ilk sabahki gözyaşı tufanı bitmiştir ve şimdi adana kebap gibi yanan ciğerlerine doğru akıyordur tuzlu suyun. Kimseyle görüşmek istemeyeceğin, evden çıkmak istemeyeceğin bu dönemde neyse ki ilk dalgada yaptığın alışverişler imdadına yetişecek. Filmlerini doya doya ağlayarak izle, gece uyuyamadığında kitabını oku. Neden saçma sapan kadın kitapları iri puntolarla yazılıyor hiç düşündün mü? Ağlamaktan feleği şaşmış bi çarelerin ufalan gözlerine yayın evlerinin kıyağı işte bu.

Hayata dönüş; Artık kendini düşünmeye başlıyorsun. İnsanlarla görüşmek, ilişki boyunca ihmal ettiğin arkadaşlarınla irtibata geçmek istiyorsun. İman tahtanda oturan çocuk sen kilo aldıkça zayıflıyor sanki, ama hala orda. Bu dönemde yapacağın en tehlikeli hareket, Behlül'ü görme ihtimalin olan mekanlara gitmektir. İhtimal varsa, umut edersin. umut edersen başa dönersin. Unutma, sen ikinci dalgadan sağ çıkabilecek kadar güçlü bir kadınsın.

Tehlike Çanları; Behlül'ün geri dönüş sinyalleri verdiği an çalar. Aldanma. Bunca zaman yaşadıkların sana zaten dünyada milyonlarca erkek olduğu gerçeğini gösterdi. Zayıf düştüğünü hissettiğin anlarda aşağıdakileri getir gözünün önüne;



Analar böyle şeyler doğururken, sen hala niye o Behlül sümsüğü için üzüleceksin ki? Hem boyu da kısaydı. Düşünsene eskaza evlenecek olsaydınız kendi düğününde topuklu ayakkabı bile giyemeyecektin.

Geçer, hepsi geçer; bu noktaya kadar gelebildiğin için öncelikle seni tebrik ediyorum. Tekrar kendinsin artık. Mazi kalbinde ufak bir kedi tırmığı olarak kalacak, tıpkı diğerleri gibi. Şimdi artık sen özgür ve güçlü bir kadınsın. Tek başına da ayakta kalmayı bilen, her şeyden önce kendini seven, baya bildiğin süpersin işte.

Bana ihtiyacın kalmadı sanma. Başka bir Behlül bulacaksın, başka dertlerine derman arayacaksın. Google'a akıl danışacaksın ve karşına yine ben çıkacağım. Tekrar görüşene kadar hoşçakal.

3 yorum:

denizEMEK dedi ki...

kendi düğününde topuklu ayakkabı bile giyemeyecektin.


ahahahahaha ahahahah :)) işte yüzeysel gerçekler !! en gerçek ve en acı olanı budur :) seviyorum seni dostum !!!

wimparella dedi ki...

o gün hissettiklerini yazmak da güzel aslında; bir yere bişiler çiziktir ve daha sonra dönüp bak. hem bi ihtar oluyor hem de gülüyorsun ve başına takrar böyle bi olay geldiğinde daha bilinçli yaşıyorsun ilişkini hayatını. taktiklerinde süper bende de işe yaramıştı :D

wicca dedi ki...

denizciğim ben de seni seviyorum, baba bortaçinanla sana ihtiyacım var şimdi.

wampirella, tekrar başına böyle bir olay geldiğinde bilinçli olma kısmını ben pek beceremiyordum. bir de senin taktiğini deneyeceğim :)